11 Ağustos 2010 Çarşamba


YABANCI
charles baudelaire


-En çok kimi seviyorsun garip yabancı?
Anneni mi, babanı mı, kardeşlerini mi?
-Ne annem var, ne babam, ne de kardeşlerim.
-Vatanını mı?
-Nerde olduğunu bile bilmiyorum.
-Yoksa parayı mı?
-Nefret ederim ondan.
-O halde neyi seversin esrarlı yabancı?
-Bulutları severim.
Karşıdan gelen ve karşılara giden bulutları.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

sadece kaçmak istedim

sadece kaçmak istedim.
ne varsa sana, bana, bize ait bırakıp
ve yok olmayı seçip yüreğim .
oysa ki çığlık atıyordu benliğim ,
benim bile bilmediğim bir dilde...

sadece kaçmak istedim.
biliyordum gitmenin zor olduğunu
ve gidilecek yerlerin azlığını.
elimde şarabım,
kulağımda sensizliğe yazılmış şarkılar,
bir de şairler vardı beynimde,
hayata, aşka dair yazıyorlar, okuyorlardı...

sadece kaçmak istedim.
içimdeki benle birlikte,
senli günlerin uzağında,
bir tanınmamış şehirde ölmeyi göze alarak...

6 Ağustos 2010 Cuma

inanmak

"seni özledim diyeceğim ama sen inanmazsın" dedi
"niye inanmayayım ki?
bazen birşeylere inanmaya çok muhtaç buluyorum kendimi" diyebildim...

düşündüm sonra aslında konu dağıldı başka şeyler konuştuk ama benim aklım hala bu inanmaya muhtaçlıkta kaldı.

kendime bile inanmayı unuttum, bıraktım.
inanç eksiklikleri yaşıyorum mesela.

bedenimi ruhumu kirletesim var.
sonra inançlar geliyor aklıma
sonra inandıklarım
değer verdiklerim....

her şeyi, yok sayıyorum
bu ara o kadar muhtaçım ki bir şeylere inanmaya.
küçükken beni mutlu eden sonra değeri yiten masallara bile hasretliyim
inandığım adamlara bile muhtacım gelseler keşke, gene sevildiğime inandırsalar ama sevmeseler.
kazık attıklarını sonradan anladığım arkadaşlarım gelse, inandırsalar gene beni arkadaşım olduklarına....

her şey iyi olacak diyenler dirilse gene, iyi olmasa da bir umut doğsa.
umut olsa inanmak olsa...

çok şey istemedim tanrıdan
hep klasikti işte
işim olsun, hayırlı biri olayım dedim.
insan olayım dedim.
ama artık insan olduğuma bile inanmıyorum

asalak kelimesi var etiketlendim. etiket kaldırma butonum ise bozuk...

31 Temmuz 2010 Cumartesi

beklemek



oysaki gecenin siyahı kadar bekledim seni
yani aydınlıktı aslında aşk
her gece doğan ay kadar

oysa ki beklemek vardı eylemlerim arasında
en çok derman gibi beklerdim seni hasta kıvamında

ama olmadı.
beklemek bekleyen içindi, beklenen için değil
oysa ki inanmıştım.
beklemenin en acılı yanlarını inançla sarmıştım.
olmadı...

30 Temmuz 2010 Cuma

doğumlar, kararlar, yeni hayatlar

doğdum, belki de pek istenilen bir evlad değildim ya da istenildim ah ah doğsun artık beklenildim hiç bilmiyorum. zaten nasıl doğduğun pekte önemli değil.
sadece var olman önemli dünya da
ve ben doğdum
bir temmuz sıcağı kavurmuşken gübü, tarihler 27 temmuz iken biraz geç kalınmış sancılarla kıvranan anne yüreğinden sökülüp, bedeninin içinden kirli, garip tatta bir havaya sahip hayatın içine bırakıldım.

benim için kutsal yaş ve kutsal bir tarih gibi 27. 07...

yaşlanma hissiatı değil ama bir isteksizlik yüklüydü bedenim ta ki o gece bir avuç dost yüreğinde çılgınca eğlenirken loş ortamda tek başıma sallarken kafamı şarkıya armağan etmişken ruhumu, ve saçlarım terle melodilerle savrulmuşken içimde oluşan bir aydınlığın beni daha yaşayacak günün var ve hepsini artık daha farklı yaşamalısın demesiyle silkindi içimdeki ölü...



sabah karşı serin esen bir rüzgara kendimizi vermiş üç sıkıntılı kadın olarak otururken hatta birimiz efkarla çekerken dumanı içine cigaranın bir şey oldu, aslında ne olduğunu tam da bilemedik.
ama uyandık
bir gece vakti hatta saatler 3 ü çoktan geçmişken , ağzımızda gecenin tam üçünde bile yokken, uyandık.

kararlar aldık en afillisinden.

bu sene ilk kez belki de hani o yıllar önce geç gelen bir sancıyla ve hatta vakumlu bir doğumla dünyaya gelen ben, tekrar doğdum.

doğdum gene sıcak bir temmuz gününün gecesinde. ve hatta bu sefer yalnız değildim.

bu sefer belki daha farklı acılar, pişmanlıklar, korkular, mutluluklar yaşayacağım. ama artık eskisi gibi olmayacak. tabi biliyorum kesip atamam içimdeki beni, uzak duramam ondan.

kirlenmekse adice ya da değişmekse adı ya da ne bilim yaramazlıksa, kuralsızlık, edepsizlik şu bu neyse işte
ona sahip oluyorum artık.

merhaba,
doğdum ben.
bugün yeni bir hayat'a daha sahibim.
elimden almaya çalışanları silerim...

19 Temmuz 2010 Pazartesi

kandırılmak

hep kandırılmak istedim. hep inandırılmak

yalan olduğunu bile bile, doğruymuşcasına güvenmek...
önceleri kolaydı.yaşadığıma, büyüyor olduğuma,sevildiğime,sevdiğime ve dahasına inanırdım,kandırırdım kendimi. budur derdim,sunulanlarla düzenini kur ve önce iyi olacağına inan kanır kendini...

sonra bir ilmik kaçtı,ipi çektim. söküldükçe gercekler sacıldı ortalığa...
maskelerımı temızleyen palyaço gıbıyımişim...
sirke hoşgeldın yazısı varmış alnımda, görememişim


yine kandırılmak istiyorum,gerçekler çok keyifsiz.

hoşgeldiniz sirke,hadi kandıralım birbirimizi

7 Temmuz 2010 Çarşamba

yoran diyalog

-nasılsın?
+ yaşıyorum işte,
...
+ hiç bitmeyecek gibi
- ne bitmeyecek gibi olan?
+ hayat, hiç sonlanmayacak gibi sanki. yani kazık çakmışım, duruyorum sabit. rüzgarlar esiyor, yağmur yağıyor ıslanıyorum, kar yağıyor donuyorum ama kımıldayamıyorum, kaçamıyorum. duruyorum.
durmak nedir bilir misin?
- durmak mı?
+ evet, olduğun yerde kalmak, ilerleyememek, yerinde saymak. yerinde kocaman bir iz bırakırken diğer topraklara adım atamamak...
- yorucu olmalı
+ yorulmak? yorucu değil sadece sarsıcı. sarsılıyorsun, üzülüyorsun durduğun yerde kendi içindeki tüm insanlığımı sömürüyorsun. içinde hayata dair ne varsa onu yok ediyorsun. bedenin yağmurlarda ıslanıp , kar da üşüyüp güneşte kururken sen sadece içini emiyorsun. çakılı durduğun yer bile besleyemiyor bir yerden sonra. yorucu değil hayır, yorucu olsa bir gün tüm gücünü toplayıp çakılı olduğun yerden çıkıp kaçmayı düşünemez ki insan
_ kaçabilecek misin peki?
+sürüneceğim, çakılı kalmaktan iyidir sürünmek, tüm bedenim iz bırakır bilmediğim topraklarda
- görecek biri var mı izini?
+ yok, olmasa da olur . elbet benim gibi bir yere çakılıp kalan biri vardır benden sonra. umut olurum belki. biri gitmiş biri kaçmış biri sürünmüş ama iz bırakmış der ha? demez mi? bu umudu yeşertmek kupkuru içimde haram mı?