bir şeyler olup biterken bakmak, üzerime vazife biçilmiş sanki
canım acıyor , acıtılan canımı saracak eski bir pacavram bile yok gibi.
üzerimdeki deriyi koparsam yarama sarsam, yama olur mu ?
durduğum yerler, sohbet ettiğim kişiler, bir umut diye gülümsediğim cümleler hiç anlamlı değil.
ağır gelen şeyler var ve yükler oımuzlarımı çökertiyor.
hep yaptım bunu kendime, hep üzülecek bir şeyler buldum, yoksa yarattım. ama belli bir yaştan sonra aramama gerek kalmadı, sıralı sırasız düzenli düzensiz acılar, boşluklar, başarısızlıklar sarmalar oldu etrafımı
yediğim ekmek midemi doldurmuyor, doymuyorum. midem dolsa ruhum açlığını haykırıyor...
müziklere veriyorum kendimi, notalar arası koşturuyorum. sol anahtarı ile açılacak bir kapı bile bulamıyorum, ruhum nefes alsın diye...
olmuş olacak ne varsa umurumda olmuyor sanki
neyi aradığımı bilmeden bakıyorum, düşünüyorum, istiyorum ama isteklerimi söylemeye bile utanıyorum
eskiden bitirilen her kadeh sarhoşluğa yakın, beyin oyunlarına birer merhaba gibiydi.
artık içime akıttığım her içki sadece yudumlanılıyor ama tad alınmıyor, sarhoşluk ise yok
sanki su gibi her şey, mide dolduruyor ama beynimi etkilemiyor
o kadar özledim ki sarhoşluğu, kırmızı yanağımı, gülümseyen yüzümü
içime sinmiyor bir şeyler, içim ne istiyor bilmiyorum.
bilmemek canımı sıkıyor ve canım bir mengene de adını, şeklini, varlığını yitiriyor...
bu da bir merdiven gibi ama çıkabilecek hal kalmadı gibi...
6 Temmuz 2010 Salı
2 Temmuz 2010 Cuma
tamamlanamamak
cennetteydi adem . ve yarısı vardı din kitaplarında anlatılan onun kemiği bir parçasıyla yaratıldığı söylenen. adem ile havva tanıştırıldı sonra. kendi parçasından birinin varlığı mutluluk denilen şeyi ortaya çıkardı.ç belki sonra mutluluk sevgiyi doğurdu sevgi aşkı... eş ruh, ruh ikizi belki de bu dönemde daha varlığını ortaya koydu.
sonra kovuldu, dünyaya yollanıldı. ayrı diyarlara atıldı iki insan, 1 adet eş ruh, aynı bedenden iki kişi...
zaman geçti, acılar çekildi. kavuşuldu. tam olabilme çabasında belki de dünyavi zevkler bahçesinde birlikte olundu.
çoğalındı. üremek tam olmaya yakındı belki.
ama olmadı. insan daha ademle havvadan beri hep yarım. hep bir eksiği var. ya kadın ruh eşini arıyor ya adam kendi bedeninden birini. belki de o yüzden kadın kalbiyle erkek gözüyle sever. biri ruhu biri bedeni aradığından.
o yüzden tam olmak, tamamlanmak yasak, uzak, zor bu ırka.
tamamlanamamak bir beddua, cennetten kovuluşun bir izi belki de. alın yazımız, tenimiz, kaderimiz, insanlığımızda bir kod...
sonra kovuldu, dünyaya yollanıldı. ayrı diyarlara atıldı iki insan, 1 adet eş ruh, aynı bedenden iki kişi...
zaman geçti, acılar çekildi. kavuşuldu. tam olabilme çabasında belki de dünyavi zevkler bahçesinde birlikte olundu.
çoğalındı. üremek tam olmaya yakındı belki.
ama olmadı. insan daha ademle havvadan beri hep yarım. hep bir eksiği var. ya kadın ruh eşini arıyor ya adam kendi bedeninden birini. belki de o yüzden kadın kalbiyle erkek gözüyle sever. biri ruhu biri bedeni aradığından.
o yüzden tam olmak, tamamlanmak yasak, uzak, zor bu ırka.
tamamlanamamak bir beddua, cennetten kovuluşun bir izi belki de. alın yazımız, tenimiz, kaderimiz, insanlığımızda bir kod...
24 Haziran 2010 Perşembe
kötü...
hep diyordum kötülük geliyor , hep beni buluyor şu bu...
ve diyordum ben ne zaman yeter desem dahası geliyor buluyor beni diye.
sarıp sarmalıyor sen mi yeter dedin al sana diyor sanki bir şey.
kırbaçlıyor, can acıtıyor dünkü acımı aratıyor bana .
alışkındım biraz da bunlara ama bu sefer kötü daha kötü geldiler be
dahası var acının, dahası var kederin daha da üzülebilirsin daha da sınanabilir sabrı,insanlığın yüreğin der gibi her şey
dağınıktım artık darmadağınım.
toparlanmak zor ya da bir den çok basit ve kolay
işte yaşadıkça ki yaşamak bu ara sadece yemek, içmek nefe salmaktan ibaret
yaşadıkca göreceğim
ya daha kötüsü gelirse naparım bilmem
ve diyordum ben ne zaman yeter desem dahası geliyor buluyor beni diye.
sarıp sarmalıyor sen mi yeter dedin al sana diyor sanki bir şey.
kırbaçlıyor, can acıtıyor dünkü acımı aratıyor bana .
alışkındım biraz da bunlara ama bu sefer kötü daha kötü geldiler be
dahası var acının, dahası var kederin daha da üzülebilirsin daha da sınanabilir sabrı,insanlığın yüreğin der gibi her şey
dağınıktım artık darmadağınım.
toparlanmak zor ya da bir den çok basit ve kolay
işte yaşadıkça ki yaşamak bu ara sadece yemek, içmek nefe salmaktan ibaret
yaşadıkca göreceğim
ya daha kötüsü gelirse naparım bilmem
22 Haziran 2010 Salı
günün soru işaretleri
niye hep daha bir savaşacak alan sunar önümüze hayat? para parayı keder kederi niye çeker mesela?
niye tamam artık ama yeter dediğimde daha bir gelir savaşacak ordular önüme? hem de elim kolum bağlıyken?
çaresizlik, dermansızlık, faydasızlık niye insana özgü ve çoğunlukla bana ait bir etiket?
neyi bilmedim ya da neyi az - çok yaptım da bunlar oluyor ? soru işaretleriyle boğulurken nefes almaya çalıştığımda beceremezsem sonum ne olacak?
elbet yalnız kalacağım, kimsesiz ana babasız kardeşsiz... ama en azından bunlar için erken değil mi?
niye tamam artık ama yeter dediğimde daha bir gelir savaşacak ordular önüme? hem de elim kolum bağlıyken?
çaresizlik, dermansızlık, faydasızlık niye insana özgü ve çoğunlukla bana ait bir etiket?
neyi bilmedim ya da neyi az - çok yaptım da bunlar oluyor ? soru işaretleriyle boğulurken nefes almaya çalıştığımda beceremezsem sonum ne olacak?
elbet yalnız kalacağım, kimsesiz ana babasız kardeşsiz... ama en azından bunlar için erken değil mi?
20 Haziran 2010 Pazar
gene ben
yitik bir gezgin ve yorgun bir savaşçı kıvamında ruhum yine
yine mi geldin sen yine mi ağlıyacaksın deme bana sakın
ağlamak güzeldir der sezen
kirlenmekte güzelmiş gerçi onunda reklamı dönüyor hala.
fakat şuan ki acılarımın sebebi kirli insanların itici davranışlarından değil mi?
gerçek hayatta bitmeyen bir tez, başarıyla geçilmesi gereken finaller ve yaşanması gereken güzel bir kaç gün var karşımda
iç dünyamda ise kocaman boşluk.
karyatid'in suskun umutsuz mutsuz.
gülmeyi özleyen bir kız çoçuğuyum lakin hala maskeliyim.akşam çoşan oynayan gülen kimdi deme sakın o bendne uzak bir hal.yalancı, kirli bir ben o..............
sen hangisini mi tanıyorsun aha işte onuda bilemicem
şimdi sen yine sus.bende susayım .ikimiz bilelim bende ki yaraları.
kendine gel mi dedin ne?
kendime uzak sana yakın ruhuna tuzak bir karyatid olarak senleyim bugün affet
sevgilerle öptüm seni.kustum üstüne biraz içimi affet
ama dedim ya kirlenmek güzeldir, ağlamak gibi.
yine mi geldin sen yine mi ağlıyacaksın deme bana sakın
ağlamak güzeldir der sezen
kirlenmekte güzelmiş gerçi onunda reklamı dönüyor hala.
fakat şuan ki acılarımın sebebi kirli insanların itici davranışlarından değil mi?
gerçek hayatta bitmeyen bir tez, başarıyla geçilmesi gereken finaller ve yaşanması gereken güzel bir kaç gün var karşımda
iç dünyamda ise kocaman boşluk.
karyatid'in suskun umutsuz mutsuz.
gülmeyi özleyen bir kız çoçuğuyum lakin hala maskeliyim.akşam çoşan oynayan gülen kimdi deme sakın o bendne uzak bir hal.yalancı, kirli bir ben o..............
sen hangisini mi tanıyorsun aha işte onuda bilemicem
şimdi sen yine sus.bende susayım .ikimiz bilelim bende ki yaraları.
kendine gel mi dedin ne?
kendime uzak sana yakın ruhuna tuzak bir karyatid olarak senleyim bugün affet
sevgilerle öptüm seni.kustum üstüne biraz içimi affet
ama dedim ya kirlenmek güzeldir, ağlamak gibi.
18 Haziran 2010 Cuma
boğulmak
boğuluyorum. damla damla akan düşüncelerim, süzülen yanaklarımdan...
tüm beynimi sarıp sarmalayan soruların içinde ne kadar yalnız ne kadar mutsuz ve ne kadar negatif sıfatlar varsa ve ne kadr cevapsızca herşey o kadarı içimde.
boğuluyorum. intihar notlarına yazacak cümle bulamıyorum.
okuyacak insan bulamadığım gibi.
gidebilme imkanın olsa durmam.
durduğum yerde kalmam
kaldığım yerde yaşamam
yaşamak
her yaşta daha zorsa , bir yerde bırakmayı insan bu oyunu.
ama zormuş işte çıkamıyorsun. olanı biteni yaşıyorsun.
huzur ne diye soırdum bugün kendime. huzur elde etmek mutluluğu getirir mi?
gelen mutluluk her kapıyı açar mı? kapı acıldığında karşımıza aydınlık mı çıkar karanlık mı?
hep bir depresif yanım var kabul. ama bende meraklı değilim ki acı cekmeye, acılı bakışlar atmaya.
maskeler arası yaşamımda hangisi benim bilemeden geçen günlerimde, muhtaç kalbim bedenim hepsinde aynıyken farklı muhamele görmek ne acı.
canım acıyor.
yavaş yavaş uzak duruyorum sanallardan, gerçekse sadece yaşadığım odanın kütlesel duvarları.
tüm beynimi sarıp sarmalayan soruların içinde ne kadar yalnız ne kadar mutsuz ve ne kadar negatif sıfatlar varsa ve ne kadr cevapsızca herşey o kadarı içimde.
boğuluyorum. intihar notlarına yazacak cümle bulamıyorum.
okuyacak insan bulamadığım gibi.
gidebilme imkanın olsa durmam.
durduğum yerde kalmam
kaldığım yerde yaşamam
yaşamak
her yaşta daha zorsa , bir yerde bırakmayı insan bu oyunu.
ama zormuş işte çıkamıyorsun. olanı biteni yaşıyorsun.
huzur ne diye soırdum bugün kendime. huzur elde etmek mutluluğu getirir mi?
gelen mutluluk her kapıyı açar mı? kapı acıldığında karşımıza aydınlık mı çıkar karanlık mı?
hep bir depresif yanım var kabul. ama bende meraklı değilim ki acı cekmeye, acılı bakışlar atmaya.
maskeler arası yaşamımda hangisi benim bilemeden geçen günlerimde, muhtaç kalbim bedenim hepsinde aynıyken farklı muhamele görmek ne acı.
canım acıyor.
yavaş yavaş uzak duruyorum sanallardan, gerçekse sadece yaşadığım odanın kütlesel duvarları.
17 Haziran 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)