senden sonra
59. perondaki yolcu,
otobüs camındaki buğu,
yolculuk sırasında dağıtılan çay oldum.
ama hiç yol olmadım...
senden sonra
kadeh oldum,
şişe oldum
bazen ise alkolün ta kendisi oldum
ama sarhoş olmadım....
senden sonra
yüzümü yıkadım gözyaşlarımla,
o yüzden biraz aşk biraz acı kokuyor,
ellerim, yüzüm, gözlerim...
12 Mayıs 2010 Çarşamba
sustu
sustu,
oysa ki sadece bir cümleye bakardı herşey.
ama o sustu.
lal olmak yeterliydi ona göre
bense çığlık çığlığa bir sevda peşinde...
sustu,
oysa ki sadece bir şey fısıldasa bize dair,
iki kişi değil bir olmayı sahiplenecekti yüreğim.
ama o sustu.
konuşacak gücü yoktu ona göre,
bense haykırıyordum bir sevdayı her bildiğim dilde...
oysa ki sadece bir cümleye bakardı herşey.
ama o sustu.
lal olmak yeterliydi ona göre
bense çığlık çığlığa bir sevda peşinde...
sustu,
oysa ki sadece bir şey fısıldasa bize dair,
iki kişi değil bir olmayı sahiplenecekti yüreğim.
ama o sustu.
konuşacak gücü yoktu ona göre,
bense haykırıyordum bir sevdayı her bildiğim dilde...
bugün ayrılığın ilk günü
bugün ayrılığın ilk günü. ama ikinci günü olsaydı da aynı acı olucaktı içimde hatta 100. günü ağıtlar yakarak anacağımı biliyorum. her gün yeni bir umut değil sensizliğin yeni cezasını vuracak yüzüme onu da biliyorum. bilmek işe yaramıyor. ayrılık sevdaya dahil şiirleri okuyorum mesela. ya da gözlerimden öpme ayrılıktır derdin , öpmedim. ayrılmadık mı? diyen zeki müren' e eşlik ediyorum daha şimdi den. ve biliyorum 1 yıl geçtiğinde de aynı şarkı dilimde olucak ya da ne zaman karşıma çıksa şarkı "işte" diyeceğim "sevgilim bugün ayrılığın sanki ilk günü, o kadar can sıkıcı, kan akıtıcı..."
ayrılık zor bulunan bir yarını bedenden söküp atmak , eş ruhu bedene hapsolmuş ruhunuzdan sıyırmak gibi bilirsin. o yüzden ruhsuzum. yarısı kesilip atılmış bir elmayım. sensiz çürürüm.
bugün ayrılığın ilk günü. ama ikinci günü olsaydı da aynı acı olucaktı. bir yanım çürüyor bir yanım ayrılıklara dair şarkılar, şiirler okuyor, söylüyor, dinliyor. ama hiç biri ne hissettiğimi tam olarak ortaya koymuyor. bir ben biliyorum ne olduğunu bir de ayrılığın ilk günü olan bugün biliyor bir şeyleri, gerisi boş.
ayrılık zor bulunan bir yarını bedenden söküp atmak , eş ruhu bedene hapsolmuş ruhunuzdan sıyırmak gibi bilirsin. o yüzden ruhsuzum. yarısı kesilip atılmış bir elmayım. sensiz çürürüm.
bugün ayrılığın ilk günü. ama ikinci günü olsaydı da aynı acı olucaktı. bir yanım çürüyor bir yanım ayrılıklara dair şarkılar, şiirler okuyor, söylüyor, dinliyor. ama hiç biri ne hissettiğimi tam olarak ortaya koymuyor. bir ben biliyorum ne olduğunu bir de ayrılığın ilk günü olan bugün biliyor bir şeyleri, gerisi boş.
7 Mayıs 2010 Cuma
yokluğumun resmi
hey adam,
uyandığında elini attığın taraf boş bilesin.
sanma ki mutfakta bu kadın çay demliyor.
dert yüklü yüreğini alıp usulca gidiyor.
hey adam,
kalktığında arama odalarda beni.
şarkı söyleyen bir kadın yok duşta, bakma.
ıslak yüzüyle, gözyaşlarıyla akıyor sevdan içinden.
hey adam
baktığında dolabımıza, eşyalarına şaşırma.
yarısı gitmiş kadın elbiselerini arama.
gördüğün bu dağınık oda,
saçılmış askılar halıya,
yokluğumun resmidir,
tekedilmiş olduğunu anlaman izin benim çizdiğim.
uyandığında elini attığın taraf boş bilesin.
sanma ki mutfakta bu kadın çay demliyor.
dert yüklü yüreğini alıp usulca gidiyor.
hey adam,
kalktığında arama odalarda beni.
şarkı söyleyen bir kadın yok duşta, bakma.
ıslak yüzüyle, gözyaşlarıyla akıyor sevdan içinden.
hey adam
baktığında dolabımıza, eşyalarına şaşırma.
yarısı gitmiş kadın elbiselerini arama.
gördüğün bu dağınık oda,
saçılmış askılar halıya,
yokluğumun resmidir,
tekedilmiş olduğunu anlaman izin benim çizdiğim.
asalak
hayatının hiç bir evresinde bu kadar mutsuz bu kadar yorgun ve bu kadar silik değildir. 26 yılık ömür için her geçen yıl her insan gibi mutluluk kavramları değişmiştir. bir avuç eriğe büyük anılar büyük mutluluklar sığdırıp güldüğü, güne merhaba demek bile güzel arkadaş gerisi boş dediği günler bile yıllar önce izlenmiş adı unutulmuş bir film gibi gelmekte ona şimdi.
asalak olduğu her daim haykırılıyor yüzüne, belki sesli belki sessiz. bazen paranoyakca gözlerden bunu okuyor belki de. hak edip etmediklerini düşünemiyor bile artık.
kuma dilekler yazıp çiziyor ama dileklerinin sığlığı bile onu üzüyor.
çok şeyde istemiyor hayattan. sadece kendi olmak istiyor ama kendi olmak bir yasak bir suç bir lanet gibi anlaşılıyor.
mengene de ruhu sanki.hatta testere filmindeki gibi. bir uyanmış kafası bir demir aletin içinde sanki. sıkıyor sıkıyor... ellerinde iki düğme. bassa ne olacak acaba demeye kalmıyor konuşuyor biri ileriden. "beceriksiz, evet evet sen. hadi kurtul buradan" ...
ama fena halde sıyırmak üzere. eğer mutsuzluk kaderinde bir duraksa ve tren o durağa geldiyse ya ruhu bedenden ayrılıp inecek bu trenden ya da hiç planlamadığı, düşünemedi, düşünmek istemedi yolculuklara çıkacak şu durakta vaktini geçirdikten sonra.
şimdi bir isyanın içinde. sesini biri duysun istediği için mi yoksa sadece ağlama duvarı isteğiyle mi yazıyor tüm bunları bilmiyor. ama bilmenin bile bir anlamı olmadığını biliyor artık.
o kadar yok o kadar silik o kadar mutsuz ki. nefes alamıyor.
asalak olduğu her daim haykırılıyor yüzüne, belki sesli belki sessiz. bazen paranoyakca gözlerden bunu okuyor belki de. hak edip etmediklerini düşünemiyor bile artık.
kuma dilekler yazıp çiziyor ama dileklerinin sığlığı bile onu üzüyor.
çok şeyde istemiyor hayattan. sadece kendi olmak istiyor ama kendi olmak bir yasak bir suç bir lanet gibi anlaşılıyor.
mengene de ruhu sanki.hatta testere filmindeki gibi. bir uyanmış kafası bir demir aletin içinde sanki. sıkıyor sıkıyor... ellerinde iki düğme. bassa ne olacak acaba demeye kalmıyor konuşuyor biri ileriden. "beceriksiz, evet evet sen. hadi kurtul buradan" ...
ama fena halde sıyırmak üzere. eğer mutsuzluk kaderinde bir duraksa ve tren o durağa geldiyse ya ruhu bedenden ayrılıp inecek bu trenden ya da hiç planlamadığı, düşünemedi, düşünmek istemedi yolculuklara çıkacak şu durakta vaktini geçirdikten sonra.
şimdi bir isyanın içinde. sesini biri duysun istediği için mi yoksa sadece ağlama duvarı isteğiyle mi yazıyor tüm bunları bilmiyor. ama bilmenin bile bir anlamı olmadığını biliyor artık.
o kadar yok o kadar silik o kadar mutsuz ki. nefes alamıyor.
4 Mayıs 2010 Salı
kaygı ya da adı her neyse
aynaya baktığımda kendimi gördüğüm an gözlerimdeki ışıltının eksikliğiyle dondum kaldım dün.
nerede dedim nerede umut denilen şeye yakın olan insan.
şimdi kaygıları, insani duyguları, sıkıntıları, amaçları, yorgunluğu hepsi karmakarışık bir arada ...
kendimi sevmediğim günlere geldik yine. bir kısır döngü sanki. önce nefret sonra yavaş yavaş saygı duyma sonra sevgiye dönüyor içimdeki duygular kendime doğru...
dur gitme demek istiyorum kendime. ama uzaklaşıyorum yine,ruhum başka bir yerde bedenim başka kafam beynim başka yerlerde.
ruhum sıkılıyor.
çok mutsuzum.
kaygılarım tembelliğim boşluğum aptallıklarım hepsi birarada beni kemiriyorlar
bense sadece bakıyorum
kendimden nefret ediyorum ya. bildiğin sevmiyorum yine...
aslında yazı başka türlü olucaktı ama olmadı. zaten hiç bir şey olması gerektiği gibi değil...
nerede dedim nerede umut denilen şeye yakın olan insan.
şimdi kaygıları, insani duyguları, sıkıntıları, amaçları, yorgunluğu hepsi karmakarışık bir arada ...
kendimi sevmediğim günlere geldik yine. bir kısır döngü sanki. önce nefret sonra yavaş yavaş saygı duyma sonra sevgiye dönüyor içimdeki duygular kendime doğru...
dur gitme demek istiyorum kendime. ama uzaklaşıyorum yine,ruhum başka bir yerde bedenim başka kafam beynim başka yerlerde.
ruhum sıkılıyor.
çok mutsuzum.
kaygılarım tembelliğim boşluğum aptallıklarım hepsi birarada beni kemiriyorlar
bense sadece bakıyorum
kendimden nefret ediyorum ya. bildiğin sevmiyorum yine...
aslında yazı başka türlü olucaktı ama olmadı. zaten hiç bir şey olması gerektiği gibi değil...
haketmediğimi düşündüğüm her şeye daha yakın olarak, ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşayabileceğimi anlamaya çalışan gözlerimdeki yaşları silmek adına elimi bile uzatamayan bir güçsüz olma yolunda en önde yürümekteyim....
29 Nisan 2010 Perşembe
şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki
bu sabah yağmur var istanbul da yı dinleyen her kişinin en az bir kere takıldığı cümle. her şarkı da bir anı bir sevda bir insan barındıranlar için acı bir tokattır aslında bu cümle. defalarca dinlenen şarkılar belki yüzlerce kurulan geçmişe dair hayaller, anıların tazelenişi ve bu sırada fonda çalan şarkı ne o anı ne o insanı nesizi getirir size.o yüzden bu şarkı gerçektir, acı ama gerçek...
ruhunuza vurulan tokattır. üç dört dinlemede ayılırsınız. anlarsınız şarkılarda düşünmek onu size getirmez. o an başka bir şarkıya geçersiniz. mfö söyler;
senle beraber olsam da sevgilim,
ayrılsak da ölsek de bu yolda
hep yalnızlık yavrum yalnızlık ömür boyu
yalnızlık ömür boyu
ruhunuza vurulan tokattır. üç dört dinlemede ayılırsınız. anlarsınız şarkılarda düşünmek onu size getirmez. o an başka bir şarkıya geçersiniz. mfö söyler;
senle beraber olsam da sevgilim,
ayrılsak da ölsek de bu yolda
hep yalnızlık yavrum yalnızlık ömür boyu
yalnızlık ömür boyu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)