21 Kasım 2009 Cumartesi

senden sonra
bir bilet aldım.
artık bilinmeyen yollara,
şehirlere, insanlara yolculuklarım...
senden sonra,
cadde üzerinde yol soran bir kız oldum.
kim nereye yollasa gittim.
kaybolmuşluğumu ise sadece kendim bildim...

ı wish this would be your color



sustum dinliyorum...

gitmek istenilen evim nerede? var mı ki öyle bir yer?




ışıklar sönüyor ve görülemiyorum
aksi yönünde yüzmeye çalıştığım akıntılar
beni dizlerimin üstüne çöktürdüler
oh yalvarıyorum yalvarıyorum ve şarkı söylemeyi diliyorum

söylenmemiş sözlerden çık
kafamı taşımamalı mıyım ve
ismi konulamayan belayı
kaplanlar evcilleştirilmeyi bekliyor, şarkı söylüyorlar

sensin
sensin
karmaşa asla durmaz
kapanan duvarlar ve tik tak eden saatler
geri döneceğim ve seni eve götüreceğim
söylemeyi bildiğim melodiyi durduramam

denizlerimden çık
kaçırılmış fırsatları lanetle
ben tedavinin bir parçası mıyım
yoksa hastalığın bir parçası mıyım, şarkı söylüyorum

sensin sensin sensin
sensin sensin sensin
ve hiçbir şeyle kıyaslanamaz

sensin sensin sensin
evim evim gitmek istediğim yer

oturup izliyorum alemi ve sonra yazıyorum. yazdıklarıma ise sadece ben ağlıyorum...

kendimi anlatmayı sevip sevmemek arasında kalmışken
yazmak istedim işte. belki kimse okuyor yazan okuyan benim sadece belki de ama bilmiyorum bilesimde yok sanki...
ankara ne garip memleket
karşıdan karşıya geçerken ulus' ta ki o ulusu bulmak benim için devlet sorunu oldu : ) amcanın teki bana " tosunum karşıdan karşıya geçiyormuş "dedi. iltifat mı hakaret mi neydi düşünemedim açlıktan yorgunluktan. koca ankara' da sıcak bir yemek tüketmeden iki gün geçirdim. sanırım yabancı bir şehirde tek yaşamayı bilmiyorum henüz.

niye bu kadar saf , aptal kaldım diyorum şimdi kendime. niye bazı şeyler kolaycık ürkütüyor beni?
yoksa ben kendimden mi ürküyorum dur kafam karıştı şimdi...


dil tarih' ten çıktığım an kararan havaya baktım, hızla geçen otobüslere insanlara koşuşturmalara...
ben neredeyim oldum. neredesin gülşah tüm bu olan bitenin neresinde?

yok yok bu ankara işi çok iyi oldu.
vakıflar genel müdürlüğündeki bir beyin bunun ankaralı olmadığı gülen yüzünden belli şuna baksana aç, evsiz, yersiz bu saat olmuş buralarda ders ders bilgi bilgi diye kıvranıyor ama hala gülümsüyor diye betimlemesine beni şaşırarak mutlu oldum.
depresif yaklaşımlar içinde hayata gülebilmek bu demekki dedim. adam gülen yüzümü gördü. sorsana hacı içte neler oluyor?
amman iyiki sormadı.

ankara
iyi ki gittim .
güvercinlerin uçmaya üşeniyor ama olsun. gökyüzü grimsi ama olsun güneş sennin üzerinde de doğuyor bunu gördüm ben: ))

edit.yazı sanki başka bir şey anlatacakkken angaraya teşekkürle bitmesi dengesizliğimi mi yansıtıyor acep?

17 Kasım 2009 Salı

büyüyorsun değil mi çocuk

büyüyorsun değil mi çocuk,
tüm içindeki küçüklüğe rağmen gün geçtikce.
ürküyorsundur da hala karanlıktan,
kimsesizlikte canını sıkıyordur her zaman.
ama yine de
büyüyorsun değil mi çocuk?
büyümek yalnızlığı da yanında getirecek biliyor musun?
kimsesiz olucaksın karanlıkta.
kocaman siyah gecelerin olucak ,
insanlar gün ışığında dans ederken.
ama yine de
büyüyorsun değil mi çocuk?
anne karnı iyiydi diyemeden
ve belki de sadece rahatı anne karnı dışında göremeden.
yuvan olucak, kalabalık olucaksın
ya da tek olucaksın ama ayakta.
büyüyorsun değil mi çocuk?
tek başına yolculukların olucak,
tanımadığın insanları seveceksin bilmediğin şehirlerde,
hissetmediğin iklimlerde üşüyecek, terleyeceksin.
ama yine de
büyüyorsun değil mi çocuk?
sırf hayat senden bunu istediği için belki de...

gittiğim her farklı şehirde
gördüğüm her erkekte seni aramak varken,
ben kör olmayı seçtim.
ne bir erkek gördüm ne farklı bir şehir.
her yer bana deniz kenarı küçük şehrimiz.
her çift biz sanki, bak el ele gezen...