16 Kasım 2009 Pazartesi

senden sonra
tek derdim kuşlar oldu.
onlarla beraber baharda gelen sen,
onlarla gittin kış geldiğinde.
o yüzden artık
aşklarımda kuşları takip eder oldum.
her bahar aşık olup,
sonbahar da yok oldum...

13 Kasım 2009 Cuma

senden sonra,
bir çingene düğününe gittim.
yalınayak çocukların mutluluğunu izledim,
az parayla kocaman sevgiyi ,
yaşayan çiftle göbek attım.
anladım ki para değil saadet,
umut yeşertmekmiş beraber.

12 Kasım 2009 Perşembe

hep hatalardan gidiyoruz hayır olsun bakalım




don't need another resolution
to feel as though ı'm going somewhere, somewhere.

you said you needed me,
or at least that's what i thought.
at times the memories
seem to be knocking at my door.
ı've seen the film a million times
feels like i wrote the storyline
i refuse to replay
the mistakes that we made yesterday.

refrain
they were yesterdays mistakes (repeat)

i like to think ı'm stronger now
victim of common sense
the truth is that i know i still
confuse the past with the present tense
condensing what we had
to a single frame
that sticks in my mind
when i try to move on
the same image comes back every time

refrain

forgive my selfishness
i'd be grateful if you can
forget my ingratitude
you think ı'm twice the girl i am
they say we should forgive
but not forget
what has gone before
i refuse to replay
the mistakes that we made yesterday

refrain
they were yesterdays mistakes
yesterday's mistakes
i refuse to replay the mistakes that we made yesterday
diyi ne demek istiyor valla bilmiyorum
ama bir şey demesede olur.
dinliyorum melodiyi, izliyorum klibi
gene yaptık bir hata, hayır ola diyorum...

hep hatalardan gidiyoruz

senden sonra
hayalleri yaktım,
umutları kuruttum,
hepsinden kendime bir taç yaptım sonra
artık yalnızlığın kraliçesiydim.
gönül tahtımda tek başıma...

10 Kasım 2009 Salı


senden sonra
takvimlerden bir gün seçtim.
en azından sen gittikten sonra
yaşanacak bir günüm oldu.
diğerleriyse senle yok oldu..

9 Kasım 2009 Pazartesi

özgür

özgür olmayı seviyorum ben
özgür olabilmeyi hayal etmeyi bile...
bir özgürlük çayına muhtaçken bile özgürüm gibi geliyor.

hayatımda boğulmaları sevmiyorum, fazla ilgi korkutuyor mesela çoğu zamansa gereksiz kalıyor.
son bir iki yıldır iyice bunalıyorum.
ruhum zaten beden denen kafeste tutsak, bedenim ise ev denilen benim için yarıaçık cezaevinde...
o yüzden özgürlük çayı dileniyorum.
bazen sömürülmüş bir şefkatle ellerini hala açık tutan bir dilenciyi oluyorum.
bazen bir isyankar ben napıp edip demlerim çayımı akıttığım kanımla, özgürlüğü isteyen ruhumla diyorum.

özgür olmayı istiyorum ve seviyorum.
evlenmeyeceğim mesela.
bu kafesten çıktığım gün kendim olucam.
bir ev istiyorum, çoğu kez aç kalmayı istiyorum, yorgun eve döndüğümde bir şarkı açıp duş almak. bir türk kahvesi yapıp birşeyler okumak, kendimle yaşamayı öğrenmek istiyotum. teklikte başarılı olursam o kadar hayatta başarılı olurmuşum gibi geliyor. belki yanılıyorum belki özgürlük bu değil ama bırakın da öğreneyim bunu.
öğrenmek için o kadar çok istiyor ve çabalıyorum ki...

horatius yıllar önce özgür insanı nede güzel anlatmış, sanki beni bilmiş sanki yıllar sonra hatta yüzyıllar sonra dünyaya gelecek ve günümüzde ıssız olarak nitelendirilen benim içinse yaşamayı ve özgürlüğü dileyen insanlar için yazmış bir şeyler...
ve demiş ki;
kimdir özgür insan? kendi kişiliğine
bütünüyle hakim olan;yoksulluktan,
ölümden,zincirden hiç korkmayan;
heyecanlarına karşı gelen,şan ve şaşaayı
hiçe sayan;kendi kendine yetip de
başkasından hiçbir şey beklemeyen;
takıntısız bir küre gibi pürüzsüz,
talihe karşı pervasız,akıllı
ve yapayalnız olan insandır.


yapayalnız ve özgür bir insan olabilmek, özgürlük çayını yudumlayabilmek ve onu içerken
kunduram sandukam zembilim dinleyebilmek dileğiyle...

o şarkı ne alaka diyenler için ona da değineceğim bir gün..
ama o gün değil bugün