23 Aralık 2009 Çarşamba

düşünüyorum seni

düşünüyorum seni ,
en olmadık zamanlarda,
en yok olduğun,
en habersizken benden mesela

düşünüyorum seni,
gelmişsin,
bir masa kurulmuş sanki en güzelinden,
istediklerin hep yerli yerinde,
sen karşımda,
ben bir hayali gerçek kılınmış ,
kız çocuğu telaşında

düşünüyorum seni,
belki yoksun,
belki olmadın, olmayacaksın.
belki yasaksın ya da tuzak mesela

düşünüyorum seni,
uzanmışsın,
geniş bir yatak olmuş kaldığın,
hani filmlerdeki gibi tüllü, tüylü
dalmışsın hiç hayal etmediğin bir rüyaya
ben ise gerçek kılma kaygısında
hep istediğin bir dileği o anda....

düşüyorum

düşüyorum ,
en olmadık zamanlarda hem de
bir bakıyorum yerdeyim.
dizlerim yara bere içinde
düşüyorum
en beklenmedik yollarda hem de
oysaki güvenli diye atmıştık adımı.
bir bakıyorum toz içinde üstüm başım
düşüyorum,
en tanıdığım insanların yanında hem de.
destek çıkarlar sanmıştım .
bir bakıyorum gölgeleriyle kararıyorum.
düşüyorum,
en boşvermiş anım da hem de
işte o an kabulleniyorum.
düşe düşe rüyalardan uyanıyorum,
gerçeği gerçek kılıyorum...

22 Aralık 2009 Salı

aşk

aşk
onun mısralarının arasında gizli
benim gülücüklerimde

o kaçıyor
ben kovalıyorum
ve aşk
en olmadık zamanda kulağımıza gelen şarkı oluyor


başlıyoruz mırıldanmaya
onun dudaklarıyla
ben kalbimle eşlik ediyorum
ve aşk

o an o melodi de bizi bir arada tutup
dans ettiren şey oluyor...

21 Aralık 2009 Pazartesi

sürü

bir avuç insanız,
ordan oraya sürükleniyoruz çoğu zaman.
başsız olmaz bu işler diyor aramızdan biri.
düşünüyoruz.
çobanımız o oluyor,
biz ise sürü.
yürüyoruz,
gittiğimiz yol, yol mudur diye bile bakmadan.
kurtlar çıkıyor önümüze,
korkuyoruz.
hani başımız nerede diyoruz,
başımızı kurtlar kaptı.
sürümüz ne olacak diyoruz,
dağılıyoruz ordan oraya.
bir avuç insandık biz.
sürü olduk, başımız oldu.
onu da kurtlara yem edip,
kendi başımızın çaresine baktık...

20 Aralık 2009 Pazar

göz yaşlarını öpücükle silmek....

akıt ey yar ,
içindeki kederi gözlerinden bana.
dudağımla yanağından alayım kederini,
gözyaşında gizlediğin sevgiyi, acıyı.

akıt ey yar,
ne varsa seni üzen,
ve ne varsa senin içinden çıkmak isteyen,
ver dudaklarımdan içime.
tuzlu tadı kadar acı mı kokar gözyaşların?
izin ver öğreneyim.
göz yaşlarını öpücüklerimle silerek,
biraz daha senle, senin kederinle dolayım...

18 Aralık 2009 Cuma

ey zehir bakış!
çift oluklu kama gibi saplan yüreğime
ve
n'olur orada kal!

kal ki hayat renklensin
ruhum güçlensin

zehrini akıt,
adımı ad,lisanımı lisan kıl kendine
ve n'olur konuş benle

konuş ki sessizliğim yok,
lal oluşum son bulsun...

15 Aralık 2009 Salı

an gelir




an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attila ölür